Posterous theme by Cory Watilo

Bir İnternet Projesini Hayata Geçirmek

Step1
Girişimci olmayı kafaya koy 
Benim deneyimlerim, "Maaşımı almaya devam edeyim, bir yandan da bir şeyler yapayım" zihniyetiyle kayda değer işler çıkmadığını gösteriyor. Elinizi taşın altına koymanız lazım. Eğer üzerine bir hayat kuracak bir işe sahip olmak istiyorsanız, hayatınızı bu yola adamalısınız. 

İnternete uygun bir iş fikri bul
Bunun için önünüzde 3 seçenek var: 

  1. Varolan bir modeli olduğu gibi klonlamak. Riskin az olduğu bir seçenektir. Mesela Groupon modelini uygulayan Grupanya, Markapon gibi.
  2. Varolan bir modeli Türkiye'ye uyarlamak. Orta seviyede risklidir. Ama ilk olduğunuz için rekabet az olacağından getirisi yüksektir. Mesela Ebay modeline güvenli ticaret döngüsünü ekleyen Gittigidiyor gibi.
  3. Yeni bir model yaratmak. En riskli seçenektir. İnternet dünyasını iyi takip ediyor olmanız ve iş kokusu almaya dair burnunuza güvenmeniz gerekir. Buna iyi bir örnek bulamadım. Hadi paraya dönüştürme (monetize) sorunlarına rağmen, itiraf.com diyeyim.


Ortaklı iş yapıp yapmayacağına karar ver
Yeteneklerinizin, kapasitenizin farkındaysanız, eksiklerinizi tamamlayan bir veya iki ortakla (daha fazla olmasın) yola çıkmak daha mantıklı olacaktır. Örneğin ben ürün geliştirmeyi iyi bilen fakat şirket yönetimiyle ilgilenmek istemeyen / nispeten de beceremeyen biriyim. Bu nedenle Gittigidiyor ortaklarıyla birlikte yola çıkarak sadece ürüne odaklanma imkanı buldum.

Hedeflerini belirle
İş planı dökümanlarına inanmayan birinin. Hele de Türkiye gibi sosyal / sektörel data'nın bulanamadığı bir ülkede iş planları genelde "atmasyon" oluyor. Bunun yerine, kendi başarı hedeflerinizi belirlemeniz yerinde olur. Şu kadar zamanda şu kadar üye, şu kadar gelir gibi.

Yol haritanı kağıda dök
Aslına bakarsanız burada yazdıklarımı bir yol haritası olarak alabilirsiniz. Fakat modelinize göre farklılıklar gösterebilir. Kimi işte önce yatırımcı bulmanız (çünkü ciddi bir yatırım gerektiriyordur) kimi işte önce yazılımcı bulmanız (çünkü ülkede aklınızdaki yazılımı yapabilecek know-how olmayabilir) gerekecektir.

İyi bir domain ara
Markanız çok önemli. Şansınız yaver giderse 10 dolara bir marka edinebilirsiniz. Ya da bizim şehre özel arkadaşlık işinde olduğu gibi 3 alanadına 61 bin dolar vermeniz gerekebilir. Ama her halükarda önemli bir kalem olduğu için ayrı bir başlık olarak değerlendirmeniz şart.

İyi bir tasarımcı bul
Türkiye'de ne yazık ki siteler tasarım ve kullanışlılıktan yana epey sorunlu. Bu konuyu çok ciddiye almanızı ve kılı kırk yarmanızı öneririm. Benim gözümde, iki önemli kalemden biri. (Diğeri yazılım.) Daimi bir tasarımcı şart olmayabilir. Dışarıdan biri ile çalışabilirsiniz.

Yazılıma karar ver
Bunun için önünüzde hazır yazılım kullanma veya kendi yazılımınızı üretme seçenekleri var. Hazır yazılımı önermem. Kendi yazılımınızı yapmanın da işin gereklerine göre kolay veya meşakkatli olduğunu söyleyebilirim. Zor bir yazılımınız varsa basitten başlayıp geliştirmeyi fazlara ayırmanız yerinde olur.

İyi bir yazılımcı bul
Tasarımcıya göre daha şanslısınız. Burada dışarıya yazdırma veya kadrolu personel ile çalışma seçenekleriniz var. Benim tercihimi her zaman ikincisi oldu. Ama genelde maliyetinin düşük olmasından ötürü ilki tercih ediliyor.

Hosting meselesini hallet
Sitenizi barındıracağınız bir yer bulmalısınız. Yurtdışından bir firma kolay ve ucuz bir seçenek olarak görünse de yurtdışı internet bağlantımızın sorunlu olmasından dolayı Türkiye'den, daha doğrusu sunucuları Türkiye'de olan bir firmayı seçmenizi tavsiye ederim. 

Muhasebeci bul
Yavaş yavaş para pul işlerine giriyoruz. Bir sonraki aşama olan şirket kurmaya gelebilmek için (iyi) bir muhasebeci bulmanız gerekiyor. Burada da dışarıdan çalışma veya personeliz olarak istihdam etme seçenekleri var. Kimi işlerde muhasebeci istihdamına gerek yok. Ama mesela bizim arkadaşlık işi gibi her ay binlerce (ayrı) fatura kesmek zorundaysanız bunu şirket içinde halletmeniz gerekiyor.

Şirket kur
Bu aşamada önünüzde limited şirket veya anonim şirket kurma seçeneği var. (Şahıs şirketi uygun olur mu bilmiyorum.) Limited kurmak kolay. Ama internet işlerinde hisse satma yaygın olduğu için baştan A.Ş olmanızı tavsiye ederim. Anonim şirket kurmak hiç kolay değil. Çok ortak ve en az 50 bin TL sermaye gerekiyor. Ama mesela 2 sene sonunda hisse satışıyla cash out yapma imkanı çıkarsa 5 kuruş vergi ödemeden parayı cebinize koyabilirsiniz. (Diğer türlü %30'u vergiye gidiyor.)

Siteyi aç
Çok şükür siteniz bitti. Artık görücüye çıkabilirsiniz. Ama henüz bağırmaya başlamayın. Önce eş-dost çevresinde duyurun. Davetiyeyle kullanıcı kabul etme de olabilir. Çünkü tasarımda birçok ince ayar gerekecek ve yazılımda kesin pek pek çok hatanız olacaktır. Sahneye çıkmadan evvel mümkün olduğunca hazır olmanız gerekiyor. Moraliniz bozulmasın ama (tabii işin niteliğine bağlı olarak) "çok şükür bitti" dedikten sonra, siteyi son haline getirme aşamasının aylar sürdüğü bile olabiliyor.

SEO için kafa yor
Doğal trafikten yararlanabilmek için tasarım ve yazılım aşamasında SEO kurallarına dikkat etmeniz şart. Bu bir bilim. Hatta astroloji gibi bir ilim. Mutlak doğruları kadar sürü sepet de efsanesi var. Okuyacaksınız, danışacaksınız, öğreneceksiniz. Başka kaçarı yok. Profesyonel destek almanız da yerinde olabilir.

Tanıtıma odaklan
Artık bağırmaya hazırız. SEO da tamam. Bundan sonra sosyal ve geleneksel medyadan yararlanmaya başlamanız ve para harcayarak pazarlama yapmanız gerekiyor. "Hadi şimdi ziyaretçiler / müşteriler gelsin" diyerek ellerinizi göğe açmakla bir yere varılmıyor. Bu aşamanın önemi neredeyse projenin kendisiyle eşdeğer. Tanıtım için bir plan yapmalısınız, yol haritası çıkarmalısınız, imkanları en iyi şekilde değerlendirmelisiniz. 

Adwords kampanyası başlat
Deneyimlerim gösteriyor ki (maalesef) Adwords'süz olmuyor. Maalesef diyorum çünkü sadece Adwords'e mahkum olmak insanın canını sıkabiliyor. Adwords search kampanyası şart. Adwords display network'ü ise kontrolü kullanmanızı öneririm. Kolay görünmesine rağmen Adwords'ü etkili kullanmak sandığınız gibi basit değil. Okuyup öğreneceksiniz, başka yolu yok.

Adwords dışında internet reklam mecraları bul
Para harcanarak yapılan reklamları kast ediyorum. Adwords dışındaki reklam ağları, affiliate ağları, oyun ağları, Facebook reklamları gibi. Ancak ne yazık ki, hiçbirinden Adwords kadar başarılı dönüş elde edemiyorsunuz.

İnternet dışında reklam mecraları bul
Televizyon bu ülkenin en en çok tüketilen mecrası. Bunu akıldan çıkarmamak lazım. Marka oluşturma açısından etkisi tartışılmaz. Gazete, dergi reklamlarına para harcamamanızı öneririm. Outdoor'u ise şartsa kullanabilirsiniz. Gerilla reklamcılık ise düşük maliyetinden ötürü iyi bir seçenek olabilir.

Trafik için sosyal medyadan faydalan
Türkiye'de "sosyal medyadan çok insana ulaşmak" deyince aklınıza ilk Facebook gelsin. Ama insanların Facebook'tayken ilgileri başka yerlere olduğu için dönüş almak kolay değil. Twitter şöyle böyle, Friendfeed ise vakit kaybı diyebilirim. Diğerlerine ise hiç bulaşmayın. (Gerçi bir ara bizim Timsah, Stumbleupon'dan fena trafik almıyordu.)

Para kazanmaya başla
Artık paraları istifleme zamanı. Tanıtımla koşut olarak para kazanmaya odaklanmalısınız. Tanıtım gibi bunun altına da pek çok madde gelebilir, yüzlerce sayfa yazılabilir. Sadece şunu söyleyeyim: Para kazanamıyorsunuz projeyi öldürmekten kaçınmayın. Kendinizi bir direnme süresi belirleyin. Bu tür durumlarda sorun hep pazar koşullarında aranır ama genelde proje sahiplerinde veya iş modelinde olur.

Yatırımcı bul
Benim önerim yatırımı işi kurmak için değil, büyütmek için almanız. Zaten yatırımcılar da genelde bunu tercih eder. Kimi modellerde işi büyütmek değil de, para kazanmak için de yatırım alınabilir. (Pazarlamaya harcamak veya satış ekibi kurmak gibi.) Maalesef bu başlık da altına yüzlerce sayfa yazmaya müsait. Ama cevap çok uzadığı için artık bitirmek istiyorum. :)

Hedeflerini büyüt
Çok para kazanıyorsunuz ve / veya yatırım aldınız... Artık vizyonu daha da genişletme zamanı! İşinizi yurtdışına taşıyabilir, rakip site satın alabilir, hatta borsaya girebilirsiniz. The Sky's the limit! Go for it.

Siteyi sat
Artık göklere ulaştığınıza göre sefa sürme zamanı gelmiş olabilir. Sitenizi sat, parayı cebine koy, binlerce dertten kurtul. Kesinlikle hak ettiniz. Artık biraz da ailenize zaman ayırın. Kefenin cebi yok.

Miami'ye tatile git
Bir kalıp olduğu için söyledim ama aslında Miami dediğin yer Kumburgaz'dan farklı değil. Onun yerine Tayland Puket'e gitmenizi öneririm. E bana da bir yemek ısmarlarsınız artık, değl mi? :)

Ersan Özer

Not: Bu yazı Ersan Özer'e yöneltilen bir soruya cevabından alıntıdır. İlgili sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

"Tavşan korktuğu için kaçmaz; kaçtığı için korkar."

(download)

 

saat 3.30.

 

halimur - ayvalı hattı üzerinde

manga mevziindedir.

 

izmirli ali onbaşı

(kendisi tornacıdır)

karanlıkta gözyordamıyla

sanki onları bir daha görmiyecekmiş gibi

baktı manga efradına birer birer:

sağda birinci nefer

sarışındı.

ikinci esmer.

üçüncü kekemeydi

fakat bölükte

yoktu onun üstüne şarkı söyliyen.

dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu canı.

beşinci, vuracaktı amcasını vuranı

tezkere alıp urfa'ya girdiği akşam.

altıncı,

inanılmıyacak kadar büyük ayaklı bir adam,

memlekette toprağını ve tek öküzünü

ihtıyar bir muhacir karısına bıraktığı için

kardeşleri onu mahkemeye verdiler

ve bölükte arkadaşlarının yerine nöbete kalktığı için

ona «deli erzurumlu» derdiler.

yedinci, mehmet oğlu osman'dı.

çanakkale'de, inönü'nde, sakarya'da yaralandı

ve gözünü kırpmadan

daha bir hayli yara alabilir,

yine de dimdik ayakta kalabilir.

sekizinci,

ibrahim,

korkmıyacaktı bu kadar

bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp

birbirine böyle vurmasalar.

ve izmirli ali onbaşı biliyordu ki:

tavşan korktuğu için kaçmaz; kaçtığı için korkar.

 

Nazım Hikmet Ran

(kuvâyi milliye destanı - 8. bap)

 

Başarılı Bir Türk Girişimi Örneği: Gplus.to

Gplus.to: Belki daha önce duymuşsunuzdur. Hem bu servisi duymayanlar için hem de bu başarılı projeye ufak da olsa destek olmak için bu yazıyı paylaşmak istedim.

Servisten kısaca bahsetmek gerekirse. Google+ profil linkimizi kolay, hatırlanabilir ve daha ulaşılabilir hale getirmeye yarıyor. Her ne kadar basit gibi görünse de bu projenin başarılı olmasının altında yatan bazı güzel detaylar var.

Kısaca bahsetmem gerekirse Türk girişimcilerin düştüğü en büyük eksikliklerinden 2 tanesi bu projede başarıyla ele alınmış.

  1. Odaklanamama: Bir çok projenin başarısız olma sebeplerinden birisi budur. Tek bir noktada odaklanamama, yani tek bir hizmeti en iyi şekilde vermek yerine, bir çok servisi az da olsa iyi şekilde sunma çabasına girişme. Gplus.to bu noktada net ve sade bir fikir üzerine kurulmuş, güzel ve başarılı olmuş bir örneği temsil ediyor.
  2. Zaman kaybı: Bazen fikir ve uygulama her anlamda mükemmel olsa da bazı şeyler için çok geç kalınıyor. Gplus.to tam zamanında ve olabilecek en hızlı zamanda hizmete başlayarak bu anlamda da başarılı olma adına önemli bir adım atıyor.

Projenin arkasında olan herkese buradan tebriklerimi iletiyorum. Tabii ki en başta kurucusu Şirzat Aytaç'a.

Sayfanın devamında Gplus.to kurucusu Şirzat'ın yayınladığı bildiriyi okuyabilir. Alt taraftaki infographic'i inceleyerek servisin başarısının ne noktada olduğuna göz atabilirsiniz. İyi günler dilerim.

Gplustoinfo

Read the rest of this post »

iPad Oyun Önerileri

Bu aralar sık sık uygulamalara göz atıyorum, dikkatimi çeken ve beğeneceğinizi umduğum uygulamaları buradan da paylaşmak istedim.

Plants vs. Zombies HD (iTunes Linki)

Pvz

Eminim bu oyunu daha önce duymuşsunuzdur. Ben PC versiyonunu bir kaç yıl önce oynayıp memnun kalmadığım için iPad uygulamasına da önyargılı yaklaşıyordum. Dün bir şans verip denemeye karar verdim ve kesinlikle bir daha da bırakamadım :)

Oyunun konusuna kısaca değinmemiz gerekirse. Bahçenize çeşitli özellikleri olan bitkileri ekerek, evinize saldırmaya çalışan zombileri geri püskürtmeye çalışıyorsunuz. Bitkileri dikebilmek için enerji ( tabii ki güneş enerjisi :) birikritmeniz gerekiyor. Bir yandan mücadele ederken bir yandan da yukarıdan düşen enerjileri toplayarak yeni bitkiler ekiyorsunuz. Tabii ki Güneş Çiçeği dikerek ekstradan enerji biriktirme yöntemini de sık sık kullanacaksınız.

Eğer bu tarz oyunlardan hoşlanıyorsanız kesinlikle hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Özellikle önyargılı arkadaşlara bu oyuna bir şans vermesini tavsiye ediyorum.

(download)

Sprinkle (iTunes Linki)

Sprinkle

Bir diğer paylaşma istediğim oyun ise Sprinkle. Bu oyunda da çok amaçlı itfaiyemizi kullanarak, kasabadaki evleri yanmaktan kurtarmak. Suyu gerçekten tasarruflu ve akıllıca kullanmanız gerekiyor ve bazı bölümler gerçekten çok eğlenceli ve düşündürücü. Bu tarz oyun severlere tavsiye ederim. Oyundan görüntülere göz atabilirsiniz.

(download)

Not Defterim: Google+

Googleplus
Bu yazıma başlık bulmakta epey zorlandım. Yazdıklarım ya çok kötümser, ya çok iyimser ya da çok bilmiş oluyordu. Ben de genel olarak "Google+" hakkında yazacağım için başlığın da genel olmasının en iyisi olacağını düşündüm. Çok fazla uzatmadan bahsetmek istediğim noktalara başlıklar halinde değineyim.

+1

Google +1 butonunu daha önce servis ederek insanların alışması ve benimsemesini umsa da işler pek de öyle gitmedi. "Facebook Like" markasının özentisi olduğu apaçık ortada. Ancak burada benim asıl değinmek istediğim konu. "+1" beğeniden çok "katılma" eylemine vurgu yapıyor. Mesela okuduğunuz bir metini beğenirsiniz ve "Like" ederek eyleme geçersiniz. Ancak bu yazıyı beğenmeniz sizin bu yazının fikirlerine katıldığınız anlamına gelmiyor. "+1" daha çok "fikri destekliyoruma" vurgu yaparken "Like", dikkati daha çok "beğendim, ilginç buldum, siz de bir bakın" gibi algılara yönlendiriyor. Bu anlamda +1 fikrinin çok itici ve gereksiz bir fikir olarak görüyor ve mümkün oldukça kullanmaktan uzak durmaya çalışıyorum.

Gerçek Kimlik Zorlaması

Sizlerin de bildiği gibi yaklaşık 2005 yılına kadar internetteki kullanıcılar daha çok takma ad veya isimlerinin kısaltması gibi kullanıcı adları kullanarak çeşitli platformlarda boy gösteriyordu. Daha sonra facebook popülerliği arttı ve insanlar zorunluluktan değil, sahte de olsa bir takım sebeplerden ( ilkokul arkadaşını bulma ) gerçek kimliklerini girerek her türlü profil bilgilerini doldurdular. Ayrıca hiç kimse profil bilgilerini %100 doldurmalısın gibi bir şart koymadığı halde, yine doğru olmayan sebeplerden de ( gösteriş, ilgi çekme ) olsa bu bilgilerini seve seve paylaştılar. Zaten Facobook'un en büyük başarısı da budur. Ayrıca bu bilgileri paraya çevirmeyi başararak da diğer bir takım para odaklı insanlar için de başarılı gözüyle bakılabilir.

İlk çıktığı zamanlardan beri Google+'taki engellenme ve uyarı gönderimlerini duymuşsunuzdur. Bir çok kişiye gerçek ismini kullanmadığı sebeyle uyarı ve engellemeler gelmişti. Bu durum Google'ın sosyal platformların gerçek anlamından ne kadar uzakta olduğunun göstergesidir benim için. 2011 yılında bu kadar başarılı girişimler göz önündeyken ( Twitter, Facebook, Foursquare ) Google nasıl böyle bir hata yapabilir, bunun başka bir açıklaması yok. Kullanıcıların günlük yaşamına entegre ve topluluğun bir parçası olma güdülerini kullanarak, gerçek, kişisel bilgilerine ulaşmak varken, bu tür bir zorlama ile bunları elde etme çabası çok ilginç.

Eric Schmidt'in bu konuyla ilgili sorulan bir soruya verdiği cevap ise gerçekten çok düşündürücü.

Kullanıcıların tüm bilgilerini, kullandıkları programlar ve yaptığı aramalardan mühendislik çalışmalarıyla toplama konusunda uzman olan bir şirketten bu tür sosyal platform beklentisinde olmak zaten yanlıştı sanırım.

Şimdilik bahsetmek istediklerim bu kadar. Aslında burayı kısa kısa düşüncelerimi aktarmak için kullanmayı düşünüyordum ancak bu sefer söylemek istediklerim biraz uzunmuş anlaşılan :)

Konuyla ilgili, hoşuma giden, LOG Dergisi Ağustos ayı sayısındaki Volkan Yılmaz'ın yazısını da paylaşarak son vereyim. Yeni düşüncelerde buluşmak üzere.

Fotograf

İnceleme: Adobe Muse

Muse

Adobe'nin bu yeni icadını muhtemelen duymuş, görmüşsünüzdür. Ben de ilk şu twit sayesinde haberdar olmuş, merakla kurcalamaya başlamıştım. Çok güncel bir gelişme olmasa da kendi düşüncelerimi paylaşmak istedim.

Öncelikle yazılım henüz beta aşamasında - henüz 1.0 bile değil, bu yüzden sonrası için şu anda söyleyeceklerimiz tahmin ve isteklerden öteye gitmeyecek.

Muse genel olarak Kare Aracı'yla ( Rectangle Tool ) tasarımın ana hatlarının çizilmesi ve gerekli kısımlarının resim veya dolgu bileşenleriyle doldurulması mantığına sahip.

HTML5 güzelliklerinden de faydalanarak bu kareleri istersek yuvarlaklaştırabilir, istersek de gölge, kabartma benzeri efektler uygulayabiliriz. Hatta gerekli kısımlara çizim yerine kendi HTML kodlarımızı entegre edebiliriz. Master Page gibi detaylı özelliklere de belki daha sonra değinme imkanım olur.

Bu şekilde temel anlamda, çok fazla detay istemeyen tasarımların kolaylıkla çizimini yapıp, HTML olarak çıktısını alıp kullanabiliriz.

Read the rest of this post »

Aptal Puma Sendromu

(download)
Her öğrendiğim bilgi sonrasında hayran kaldığım vahşi hayvanlar hakkında karşılaştığım bir yazıyı, elimdeki duvarkağıtlarıyla birlikte sizlerle paylaşmak istedim.

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki bir yırtıcı. Bir çok özelligi ile ünlüdür bu ormanlarin harika kedisi. Ama en çok da hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanin, bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır. Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insana örnek yapacak olan da pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdigi süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktari, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar. İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavsanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı puma gibi düşünmekten, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor

Şimdi bir düşünün. Peşinden koştuğunuz hayaller, fikirler, düşünceler için harcayacağınız zaman, sonunda elde edeceğiniz için değer mi? Değilse sizde de Aptal Puma Sendromu var demektir.

Görüşmek üzere.

Twitpic Kurucusundan Twitter Klonu

Heello

Geçtiğimiz günlerde Twitter'a gelen fotoğraf da paylaşabilme özelliği Twitpic'e darbe vurmuş olacak ki yeni bir girişimle farklı bir dünyaya yelken açıyorlar. İlk izlenimlerim genel anlamda birebir klonmuş gibi görünse de ufak tefek detaylarda özgün yenilikler getirmişler. Hemen bir hesap açıp bunları kendinizin keşfetmenizi öneriyorum. Kısa vadede ilgi gören bir uygulama olsa da uzun vadede mütevazi bir kullanıcı kitlesi tarafından kullanılacağını düşünüyorum. 

Twitter: http://twitter.com/eren_can

Heello: http://heello.com/erencan

Web Sitesi Projenizi Gerçekleştirebilir misiniz?

Vitamin-t_how-to-make-a-website

VitaminTalent harika bir akış çizelgesi hazırlamış. En ortadaki ilk sorudan başlayarak cevaplarınıza göre ilerleyip size akılcı öneriler sunuyor, fikrinizi gerçekleştirmek için nelere ihtiyacınız olduğunu, yetersiz olduğunuzu (bazen:) veya da başarmanız için bir engel olmadığını gösteriyor. Tabi böyle güzel bir arayüzle de hazırlanınca eğlenceli bir iş çıkmış ortaya. Kesinlikle denemenizi öneririm. Hatta bastırıp bir yerlere de asmak gerek :)

Kaynak: http://www.vitamintalent.com/vitabites/post.htm?id=70e9a612-1dbd-4da4-bbe8-3385a4f306fa